PORTLAND 'DA ÇOCUKLARIMLA ALTI AY...
Sevgili okuyucularım,
29 haziran 2022 tarihinde Amerika'nın batısında bulunan Portland'a gittim .Bu süre zarfında orada yerleşmiş ve yaşamakta olan kızım Demet ,damadım Çağrı ve torunum Ayza'yla altı ay beraber yaşadık. Her sene kendileri İstanbul'a gelirlerdi bu sefer benim gelmemi arzu ettiler. İyi ki gittim. Onların yaşadıkları yeri ve yaşamlarını gördüm , onlarla çok mutlu oldum ve içim rahat olarak Türkiye'ye döndüm.
Portland Amerika'nın batısında Avrupa ülkesi gibi.Yeşillikler içinde , ormanları ve suları bol, düzenli ve kurallı, huzurlu bir yer. Orada herkes çok çalışıyor fakat yaşam çok rahat. Kişiler kişilerin haklarına hürmet ediyorlar.Kurallara uyuyorlar. Demet eşi Çağrı sayesinde orada .Zira Çağrı çok çalışkan ve çok başarılı bir mühendis olduğundan Amerikalı bir şirket üst düzey yetkilisi Türkiye'ye gelerek kendisini ailecek Amerika'ya götürdü. Şimdi Çağrı, Demet, Ayza ve tatlı köpekleri Bella ile yaşıyorlar..
Portland'da tanıdığım Demetler'in arkadaşları çok kaliteli bir genç kitlesi.Beni annelerinin yerine koydular kimisi 'anne ' dedi kimisi de 'Tüliş' dedi.Yarışırcasına davetler verdiler.Yaşıma rağmen o gençlerle anlaşmam çok kolay oldu.Çünkü o gençler bay bayan meslek sahibi ve çalışan gençler.Kimisi bir kimisi de iki lisan biliyorlar, meslek sahibi insanlar. Sevecenler, eğitimliler, bilgililer yaşlarından olgunlar ve kuvvetli kişilikleri olan değerli şahsiyetler.
Bu topluluktaki; Süheyla- Tamer çiftine , Alev ve Dündar çiftine, Banu-İlker çiftine,Ali Mesut ve Nurcan çiftine , Hakan ve Hamra çiftine , Lena -Ahmet çiftine , Buğra-Sıla çiftine , Esra'ya, Oya hanım ve kızı İdil ailelerine , sevgili Ayşan'a, agabeysine ve yabancı eşine hayran oldum ve onları çok sevdim. Hepsinin kulakları çınlasın.Kıymetli dostlar...Bana anneleri kadar yakın ilgi gösterdikleri için kendilerine teşekkür ediyorum.
Sevgili okuyucularım,
Portland benim için bir terapi oldu.Torunum Ayza ile beraber olmak, Demet-Çağrı ile güncel konuları tartışmak onlarla bilgi alışverişlerinde bulunmak , bilmediğim yerleri onlar sayesinde görmek ve gezmek bana yaşam sevinci verdi.
Portland'a Hintli,Finlandiyalı, Çinli , Japon, Koreli ve zenci ,yahudi insanlar vardı. Kültürleri farklı farklı insanlar...Ama bunlar seçilmiş ve eğitim düzeyleri yüksek insanlar. Hepsi kendi kültürlerini yaşıyorlardı.Sabahları yürüyüş yapıyordum.Yolda bu insanlarla karşılaşıyordum. İngilizce ' günaydın' demeyi ihmal etmiyorlardı.Okul zamanı bir hafta Ayza'yı okula ben götürdüm. Yolda bu milletten insanlar sabah yedibuçukta anne-baba-büyük anne çocuklarını koşakoşa okullarına götürüyorlardı. Okumayı okutmayı seven insanlar Portland'da toplanmışlardı adeta...
Torunum Ayza ,bu sene onbir yaşında. Beşinci sınıfa gidiyor. Okulda çok başarılı bir çocuk. Çok beğeniliyor. Piyano hocası Ukraynalı öğretmeni Nadya çok mükemmel bir hoca. Ayza'yı çok güzel yetiştirmiş. Yılbaşına yakın tarihte resital yaparak ;piyano ve kemanda yetiştirdiği çocukların başarılı icraatlarını bizlere dinletti. Bunun için de mekan olarak bir kilisenin süslü güzel salonunda yeraldık. O gün bilhassa Ayza ayaklarda alkışlandı. Ben onu büyükbir zevkle ve mutlulukla seyrettim ve onunla gurur duydum.
Portland'ın meşhur gül bahçelerini, şelaleleririni, korkunç okyanusu , alışveriş merkezlerini, okullarını,sağı solu ulu ağaçlarla dizili ağaçlı yollarını , bilhassa filimlerde izlediğimiz bahçeli müstakil tahta evlerini, düz yeşillikler üzerinde sadece dikdörtgen taşlar konulmuş mezarlıklarını, röstoranlarını, çokça köprülerini, upuzun gitmekle bitmeyen boyda nakliye trenlerini, oregonda da renkrenk tranvaylarını gördüm.Ormanlarını gezdim.Bolca sincaplarını seyrettim. Bunlar insanlardan kaçmıyorlardı, çok sevimli hayvanlardılar. Velhasıl Portland avrupai ve yaşanacak bir kent. Ve; ABD'nin Oregon eyaletinin, Moltnamah ilçesinin de bağlı olduğu en büyük kentidir,
Sevgili okuyucularım,
Ben cübbemi Amerikaya götürmüştüm.Çünkü duruşmalarım vardı. E-Duruşma sistemiyle duruşmalarıma da girdim. Sağolsun Çağrının bilgisayarımda yaptığı ayarlamalarıyla orada gece yarısı hakimin huzurunda oluyordum.Bu bana çok büyük rahatlık oldu.Zira mesleğimi de orada sürdürmüş oluyor eksik bir iş yapmıyordum.Benim gibi internet ve bilgisayarı pek fazla bilmeyen 55 yıllık avukatlar gençlerin sayesinde mesleklerini idame ettirebiliyorlar. Gençler İyi ki varlar...
Demet Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı nedeniyle Seattle'da Merrid otelde konser verdi. Seattle, deniz kenarında Washingtong'da bir şehirdir.Salonda ikiyüz elli kişi var dediler. Çok kalabalıktı. Birkaç eyaletten konsoloslar da gelmişlerdi. Demet üç saat sahnede şarkılar söyledi. Pistte olan çiftler şarkı bitse de yerlerine oturmadılar ve gelecek şarkısını pistte bekleyip onun şarkılarıyla oyunlarına, danslarına devam ettiler. Çok neşeli çok eğlenceli bir gece yaşandı. Ertesi gün Seattıl'da oturan Çiğdemler bizi yemeğe davet ettiler , gittik.Evleri cam ev gibiydi, duvar yoktu sanki.Oturunca boğaz manzaralı bir istanbul evinde oturuyor gibiydik manzara çok harikaydı.Kendileri de nazik ev sahibleriydiler.
Artık Demet konserlerini Portland'da veriyor. Amerikalı kültürlü bir hanım kitlesi onu aralarına almışlar toplantılar yapıyorlar Demet konuşmalar yapıyor, sahneler alıyor. Gelecek programları için şimdiden sözler vermiş.Hayırlısı olsun...
Sevgili okuyucularım ben buraya 27 aralıkta döndüm.Fakat Amerika'da dördüncü aşım vurulmasına rağmen gelince ikinci defa kovit hastası oldum. Büyük kızım arzu bana baktı. Ben iyileştim bu kez de Arzu kovit oldu. Vedalaşırken Demet kovit olmuştu gözüm arkada kaldı.Maalesef ben o gün uçağa bindim ve onlara veda ettim. Sonra Çağrı da kovit olmuş. Çocukların arkadaşları o kadar seven insanlar ki sepetlerle yemekler getirip kapıya koyarak telefon edip gitmişler. Bu bağlılığa hayran oldum.Akraba gibiler. Gerçek sevgili ve gerçek dostlar..
Sevgili okuyucularım,
Amerikadayken sevdiğim arkadaşlarımla yazışıyordum. Onları özlemiştim. Bir arkadaşım buraya gelince Türkye'yi daha da kötü bulacaksın demişti.Gerçekten öyle oldu.Güney doğuda onbir il yerlebir oldu.Altmışbine yakın ölü var. Depremler devam ediyor. Aşırı yağmurlar çadırların içini havuz yapmış.Bugün de Adıyamanda yağmur nedeniyle sular dereler taşması nedeniyle ölümler oldu. Depremzedelerden büyükbir halk kitlesi Ankara, İstanbul, Antalya gibi yerlere göç ettiler. Paraları yok. Ailelerinden dostlarından ölenleri var. Çok yaralı ve travmalılar. Evsizler, muhtaçlar. Bir gecede fakir oldular yalvarır hale geldiler.Otuz gün geçti halen çadırları yok. Soğuktan ölenler de oldu.Velhasıl asrın felaketi Türkiye'de kendisini gösterdi. İnsanlara çok kötü şeyler yaşattı. Seyyar tuvalet, hijyen petler, duş,yemek, bilhassa su yok. Sular tehlike arzediyor mikroplu diyorlar. Hastalık da olacak bu gidişle. Yazarken bile içim kararıyor çok üzülüyorum. Ne yazık ki şuanda bu gerçekler gündemde. Evlerin nasıl yapılmış olduğu ortaya çıkmış oldu.Yazıklar olsun.Olan halkımıza oldu...
Sevgili okuyucularım,
İnsanlarımız deprem bölgelerine ellerinden gelen yardımları yağdırdı adeta. İnsanlarımızın ne kadar asil oldukları bu gibi hazin olaylarla ortaya çıkıyor.Yardımlarını ve dayanışmalarını esirgemediler.Halen de yardım yapmakta yarışıyorlar.Varolsunlar...
Güzel haberler yazmayı umut ederek hepinize sevgi ve selamlarımı iletiyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder