KADINLARIMIZ HAKLARINI BİLMELİ

Sevgili Okuyucularım,

Bugün 8 Mart 2021.Yani emekçi kadınlarımızı anma, anlama günümüzdür.Bu vesile ile işbu yazımı yazmak ihtiyacını duydum.

Sevgili kadın okuyucularım;

Bütün toplumlar kadın ve erkek bireylerin varlığından oluşurlar.Toplumlar  kadın ile erkeğin dayanışması  ile kalkınırlar. Yüce Atatürkümüzün dediği gibi; kadın da erkek gibi eğitilmeli ilim ve bilim adamı olmalıdır. .Kadın da erkeğin görev aldığı işlerde çalışmalı ve onlara verilen ücreti almalıdır.Eve hapsedilen , görevi kadınlık,  çocuk doğurmak,  çocuk bakmak ev işleri yapmak yemek yapmak olduğu söylenilen toplumlar kadınların üretkenliklerinden faydalanamazlar kadınları işe yaramaz hale getirirler.Maalesef bugün dahi ne yazık ki  toplumda  kadının görevlerinin bu olduğu görüşü ağırlıklı olarak vardır.Çok kadın eğitimsiz olsa dahi çalışıp çocuklarına bakmakta onları okutmaktadır.Kadın bir ailenin direncidir, gücüdür.Ailelerde kadına değer verilmelidir.1934 yılında Atatürk Türk kadınına seçme seçilme hakkı tanımış ona değer vermiş ve kadınlarımız  toplumun bir bireyidir demiştir. Avrupa ülkelerinde kadına hakları 1971 tarihinde tanınmıştır.Biz Türk kadınları çok şanslı kadınlarız.Çünkü savaşlarda dahi kadınlarımızın yardım ve gücünü gören Atatürkümüz sayesinde tüm dünya kadınlarından önce haklarımızı aldık.Ona minnettarız, nurlarda yatsın kıymetli Atatürkümüz.

Bugün kadınlarla ilgili uluslararası sözleşmelere ve Türk Ceza Kanunumuzdaki Anayasamızdaki kadınlarla ilgili hükümlere ve 2019 tarihli İstanbul Sözleşmesinin varlığına rağmen kadınlarımıza fiziki, psikolojik ve ayrımcılığa dayalı şiddetler giderek artmaktadır.Bu fiiller neden artarak işlenmeye devam ediyor?Düşünelim, yüzleşelim , çıkarımlar yapalım, dur diyelim.Kadınlarımız haklarını öğrensinler.Eşit iş, eşit ücret ,eşit haklar konularında dirensinler, birlik olsunlar.

1856 yılında Nevyork'ta bir tekstil fabrikasında çalışan emekçi kadınlar aynı işte çalışan erkek işçilerle  eşit ücret istedikleri için yakıldılar.8Mart emekçi kadınlar gününü anmak bu nedenledir.Türkiye 1975 ten itibaren 8 Mart günlerini anmaya başladı.Bu kadınları unutmamak ve unutturmamak adına 8 Mart dünya kadınlar günü yapılmaktadır.

Kadınlarımızı koruyan kanunlarımız ve ayrıca sözleşmeler vardır.Ancak uygulamayı  yapanlar erkek şiddeti ile mağdur olmuş kadınları erkeğe  'tahrik, infaz, af, indirim , iyi halden yararlanma ' gibi sebebler yaratarak şiddet uygulayan erkekleri tutuklamayıp veya tahliye ederek sokaklarda elini kolunu sallayarak gezmelerini sağlamaktadırlar. Kadınların yaşamlarına dahi son veren bu erkeklere ödül verircesine serbest bırakan yargı dahi insanlık suçu işliyor demektir. Sevgili hanımlarımız biz avukatlar sizlere yasal hizmete hazırız.Zaten şiddete maruz kalan kadını savunmak  için baromuz kendilerine bedava avukat vermektedir.Böyle vakalarda şikayet etmekten çekinmeyin.Sessiz kalmayın.

İstanbul sözleşmesindeki hükümlerde görüleceği gibi kadına karşı şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadele edilmesi gerektiğini anlatmaktadır.Bu sözleşme 11 Mayıs 2011 tarihinde Avrupa konseyi tarafından İstanbul'da imzaya açılmıştır.Kadınlara yönelik şiddet ve  ev içi şiddet ,ciddi bir insan hakları ihlali oluşturan sorunlardır. İstanbul sözleşmesinin amacı, kadınlara karşı şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesidir.Şiddet uygulamasına tanık olan herhangibir kişinin  şiddeti , şikayet etmek hakkı vardır.Bu sözleşmede erkek kadın arası daha fazla eşitlik sağlama çağrıları yapılır.Çünkü şiddetin temeli, toplumda kadın- erkek eşitsizliğine dayanır.Devletin görevi;  şiddeti önlemektir, şiddete uğrayan kadını  korumaktır,şiddet uygulayan erkeği  yargılayarak onlara  gerekli cezaları vermektir.Bu sözleşme gelenek, töre, din , namus  gerekçelerini reddeder. Soruşturma ve yargılama sürecinde mağdurların özel koruma tedbirlerinden yararlanmalarını sağlar.Kolluk kuvvetlerinden yardım isteyenlere anında yardıma gidebilmelerinin ve  tehlikeli durumlara yetkinlikle müdahale etmelerini sağlar. 

Sözleşme kapsamındaki suçlar sayılmıştır: ev içi şiddet(fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik),

taciz amaçlı takip,

tecavüz, tecavüz ve cinsel şiddet,

cinsel taciz, zorla evlendirme, kadınların sünnet edilmesi,kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama,

tehdid,zorlama, özgürlüğün kısıtlanması, 

gibi  suçlar aile içinde işlenmişse örneğin fail eşse veya ailenin bir ferdiyse  travma yaratıcı olduğundan cezalar da ağırlaştırılabilir.

Devletler kamu veya özel alanda şiddete maruz kalmaksızın yaşama hakkını yaygınlaştırmak, korumak için gerekli yasal ve diger tedbirleri alır.Örneğin ulusal anayasasına  ilgili mevzuatına kadın-erkek eşitliğini dahil eder. Ve bu ilkenin uygulamada  gerçekleşmesini sağlar.

Anayasanın 10 ncu maddeesinde kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olduklarını devletin de bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü olduğunu söyler. Toplumsal zihniyet eşitliği  çok önemlidir.Toplumu oluşturan , ailelerdir. Ailelerde demokrasi zihniyetinin varolması şarttır.Eşitlik, aile fertlerinin zihniyetinden başlar.

Sevgili hanımlarımız,

6284 Sayılı yasamız aileyi korumayı ve kadına karşı şiddetin önlenmesini amaçlamaktadır.Bu kanun da kadın erkek eşitliğini gerçekleştirmek için kadınlar lehine çıkarılmış bir kanundur.Bu önemli kanunun varlığından da haberinizin olmasını istemekteyim. 

Sizleri koruyan kanunlarımız ve uluslararası sözleşmelerimiz ve insan hakları mevzuatımızdaki hükümlerin uygulanmaları için sizler mutlaka bilgilenmelisiniz.50 yıllık meslek hayatımın en az otuz yılını boşanma davalarına bakarak yaşadım.Varlıksız ve haklılığına inandığım çok hanım müvekkillerime  ücret almaksızın yasal hizmetler verdim.Bir kadının , korumasız bir çocuğun şiddet yaşamış olması hayatım boyunca  beni çok üzmüştür.Müvekkillerimin çoğu ünüversite mezunu ve meslekli hanımlardı.Dayak yedikleri halde döven kadar cesur olamıyor şikayet etmekte utanıyorlardı.Çünkü toplum yargıları kadın aleyhineydi. 'Ne yaptı ki dövmüş 'görüşleri ile mağdur kadının değil fail erkeğin arkasında duruyorlardı.Mahkemede dahi savunmalarımda önyargılı bazı hakimlere anlatmamız zor oluyordu.Bugün değişenbirşey olmadı.Kadına şiddet artarak devam ediyor.Yaşam hakkı kimse tarafından ortadan kaldırılamaz. Kültürlü kültürsüz tüm kadınlarımızın yasal haklarını bilmesi ve haklarına sahip çıkması dileğiyle tüm değerli kadınlarımızı 8 Mart gününün anlam ve ehemmiyetinin farkında olmalarını diliyorum.Sevgilerimle... 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KOVİD-19

CLEOPATRA Tarihi Değiştiren Kadın

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE KİŞİLİK HAKLARI