HAYAT SU GİBİ AKIP GİDİYOR

 Değerli okuyucularım,

Birkaçgün sonra 2020 yılını geride bırakacağız.Bu yıl tüm dünyaya zehir saçtı.Milyonlarca insanları öldürdü.Corana virüsü dedikleri öldürücü virüs nice canlar aldı halen de almaya devam ediyor.Bu da yetmiyormuş gibi memleketimizde ekonomi, eğitim, sağlık,tarım vs her alanda gerilemeler oldu. Dolar arttı.Türk parasının kıymeti kalmadı.Her kesimde fakirleşmeler,  iktisadi güçsüzlükler oldu.Bir taraftan hastahaneler covit hastaları ile doldu. .Zengin daha zengin oldu ama orta sınıf daha  fakirledi.İnsanlar halen kazanamamakta  ve muhtaç haldeler.Maalesef memleketimizde bu karanlık tablo halen  devam etmekte...

Bugün kendi kendime soru sordum ve  ' bir insan nasıl yaşamalı ' dedim. Aklıma değerli hocamız İlber Ortaylı'nın 2019 yılında okuduğum 'Bir Ömür Nasıl Yaşanır' adlı kitabı geldi.Sayın hocamız  bu kitabında çok akıcı bir dille ve  verdiği örneklerle insan hayatının nasıl yaşanması gerektiğini anlatmış.Ben de kendisiyle aynı düşünce görüş ve fikirleri taşıdığımı anladım.

Değerli okuyucularım,

şu anda  benim de yaşım  yetmişi geçti , yetmişaltı yaşındayım. İnsan artık bu yaşa gelince bu yaşa kadar ben nasıl yaşadım günlerimi saatlerimi iyi değerlendirdim mi, geleceğim için doğru seçimler yaptım mı, pişmanlıklarım oldu mu, olduysa çok oldu mu, hangi konularda oldu , iyi bir eğitim alabildim mi,  kendim için ailem için vatanım için neler yaptım veya birşeyler yapabildim mi ,halen hangi konumdayım gibi gibi soruları devam ediyor.

Ben subay bir babanın kızıyım. Babam şark(doğu) hizmeti için Erzurum'a tain olduğunda Erzurumda (Pasinlerde)  doğmuşum.Küçüklüğüm Pasinler Sarıkamış gibi yerlerde geçmiş.Kendimi tanıdığımdanberi babam daima tain olur ve biz ailecek anadolunun  devamlı değişik şehirlerine taşınırdık.O dönemlerde okullarda  üç defa karne alınırdı. .Her karneyi başka şehirde ve başka okulda aldığımı bilirim.Arkadaşlarımı hocalarımı daha tanımadan hemen babamın taini çıkardı.Bu yüzden ilk orta ve lise okullarını anadolunun çeşitli şehirlerinde okudum.En son Konya Erkek lisesinden mezun oldum.O lise halen bir ünüversite gibidir.Çok değerli ve bilgili hocalarımız vardı.Kuvvetli liseydi.Biz kızlar edebiyat bölümünde 15 kişiydik.Lise,  Erkek  yatılı lise  idi. Bizler de son kız talebeleriydik. Sonra imtihanlara girdik.Ben avukat olmak istiyordum Ankara ve İstanbul Ünüversiteleri hukuk bölümlerini yazmıştım iki tarafı da kazandım.İstanbul Ünüversitesi Hukuk Fakültesine kaydım yapıldı  ve ben oradan mezun oldum.Fakültede çok değerli hocalarım ve  arkadaşlarım oldu.İstanbulda olanlarla halen görüşüyor ve birbirimizi kardeş gibi seviyoruz.Ne mutlu bizlere.Gerçekten kardeş gibiyiz...

Değerli okuyucularım;

Hayat insana çok şeyler yaşatıyor.Ünüversite tahsili sona ererken son imtihanlar döneminde  eşimle tanıştım  o da hukuk sonda imiş tanışıp onunla bir yuva kurdum.İstanbul'da yerleştik.İki kızımız oldu.Bir de torunum var. Şu anda ben 76,  eşim 83 yaşındayız . Dönüp geriye baktığımda albümlerimizi karıştırdığımda ne çok şeyler yaşamışız  biz... daha dün gibi...Bugünlerimiz  artık çok kıymetli .Her anımızın hakkını verip keyfini çıkarmalıyız diyorum kendi kendime..

Yapabildiğimiz kadar yapabilmeliyiz.Günler,  seneler yıldırım hızıyla geçiyor.Artık yaş günlerimde sevinmiyorum , yılbaşılar  beni heyecanlandırmıyor.Sevdiklerimle olmak onlara destek olabilmek onları mutlu etmek sağlıklı olmak gibi görüşlerim daha ağırlıklı...

Sayın İlber hocamızın dediği gibi; insan hayat telaşından kaç yaşına geldiğini farketmiyor.Yaşlılık iyi birşey değil.Yaş ilerledikçe önümüzdeki hayatın kısaldığını anlıyoruz.Şahsi hırslardan kendimizi arındırmalıyız.Sıkıntılara ve gerginliklere vücut dayanmıyor.Sağlığımıza dikkat etmeliyiz.Sigara içmemeli yağlı yemekler yememeli sofradan aç kalkmalıyız.Kilo almamalıyız. Bu yaşta sakinleştirici okumalar yapmalıyız.Hikaye roman  klasikler okursak dinleniriz hafızamız açılır.

12-25 yaş arası, 25-40 yaş arası, 40-55 yaş arası  ve 55 sonrası olarak hayatımız dörde ayrılır ;

Bu aralıklar insanın yetişmesi, olgunlaşması, eser vermesi ile ilgilidir.12-25 yaş arası temel atma dönemidir.Hayatınızı bu dönemde kurarsınız.

25-40 yaş arsında hayata karşı söz söylemeye başlarız. 40-55 yaş arası, olgunluk dönemidir.Oterite olursunuz.55 yaş ve sonrası bir dinlenme demlenme zamanıdır.Bu yaşlarda çok birşey yapamazsınız.Yeni şeyler ortaya koymaz genelde tekrar edersiniz.Herbirimiz bu süreçlerden geçeriz.İnsanın gelişmesi, taze hafızanın da hücrelerin de  ölmeye başladığı yaşa kadar devam eder. Zihin hafıza ve beden sağlığının en yerinde olduğu bu  dönemde hem okuyup öğrenmek hem spor yapmak hem fırsatları kollamak ve etrafı gözetmek lazımdır.Bu işler bu yaşlarda yapılır.Çünkü yaş ilerledikçe hafıza zayıflar.Öğrenirsiniz  ama daha çabuk unutursunuz.Hareket yeteneğiniz farketmeseniz de yavaşlar.İnsan ömrünün hangi döneminde ne yapması gerektiğini çok iyi bilmelidir. Tarihte doğu ve batı medeniyetleri 12-25 yaş arası insanın yaptığı işler ve verdiği eserler sonucu oluşmuştur.Her insanın yapması gereken işler vardır.Kendimizi göstermeliyiz mesleğimizde kalitemizi ispat etmeliyiz, eser vermeliyiz, Aksi halde kendini ispat edemeyip eriyip gideriz.Kısaca insanlar 25 yaşına gelmeden kendilerini yetiştirmelidirler.25 yaşından sonra artık eser vermeye geçmelidir.Bizim memlekette eğitim çok uzundur. Bu eğitim  insanların yaratıcı taraflarını öldürmektedir

16 yaşında insan çocuktur.Bu çocuklar çalıştırılmamalı eğitilmelidir.12-25 yaş arası çocuk okumalıdır.Kültür faaliyetleri takip etmeli, sanatla ilgilenmeli, tiyatro ile ilgilenmeli, lisan öğrenmeli, kurslara gitmelidir.

25-40 yaş arasına gelince; 25 yaşına kadar insanda ciddi bir hafıza ve vücut enerjisi vardır.bu dönemde ihmal edilen şeyler 25-40 yaş arasında yapılabilir.Bu son bir fırsattır.Öğrenilecek yavaş öğrenilir ama  daha keyifli olarak ilerlenir.Bu son bir fırsattır.Bu yaşlarda öğrenilir ama öğrendiğimizi daha çabuk unuturuz.Bu yaşa kadar sağlıklı disiplinli ve dengelei yaşamak lazımdır.Çok okumalı gezmeli, yeniden öğrenmeli, dil öğrenmeli  eksikliklerimizi tamamlamalıyız.Eserler vermeliyiz. Eski çağda bu yaştaki insanlar devlet hayatına girmiş, komutanlık yapmış eserler vermişlerdir.İnsanların verimli olduğu dönemler 25-40 yaşları arasındadır.Sonra geç olabilir. Yani bu yaşta vücudunuzu da hafızanızı da eskisi gibi kullanamayabilirsiniz. 

40 yaş, hafızanın gerilemeye başladığı yaştır.Olgunluk çağı başlar.Verimli olursunuz.Örneğin bir insanı daha iyi sevebilirsiniz.Daha iyi aşık olabilirsiniz. Dostlarınızla daha iyi ilişkiler kurabilirsiniz.Bu dönemde edindiğiniz dostluklar daha kalıcı olur.40 yaşından sonra daha geçici dostluk kurulur.

'Gençler bilse ihtiyarlar yapabilse'  cümlesi çok önemlidir.Daima öğretmenlerden, yaşlı insanlardan , ileri yaş gurubundan  pekçok şey dinlemek ve öğrenmek lazımdır.Zaten gençler ileri yaş gurubundan temas kurmak isterler.İki jenerasyon birbirlerini tamamlar.Kısaca yaşlıların tecrübelerini dinlemek lazımdır.Verimimizi 30 yaşında göstermeliyiz.Yoğun çalışmalıyız.Biriktirmeliyiz.Kırkımıza çalışarak ve eser vererek girmeliyiz. Kırk yaşında verim devam eder ama artık  tecrübe ile birleşir ve oterite bu şekilde ortaya çıkar. Derinleşme olur.Dinleniriz. Sonra da ustalık , üstatlık çağı başlar.

55 yaşından sonraki dönem ustalık dönemidir.Bu dönemde 70 yaşına kadar eserler vermeye devam etmelidir. Hafıza geriler.Çabuk öğrenir çabuk unuturuz. 25 yaşına kadar öğrendiklerimiz esastır. 25 yaşına kadar ne okuduksak ne gördüysek ne dinlediysek geri kalan hayatımızda temel olarak onları kullanırız.Yani 25 yaşa kadarki yaşları verimli geçirmeliyiz.50 yaşlarında insan  hücreleri ölmeye başlıyor.Hafıza zayıflamaya başlıyor.70 yaşlarında da bu kayıplar iyice artıyor.

70 yaşından sonra artık insanın kendisini tekrarlama devirleri başlar.Bu yaşlarda insanlar  ortaya taze eserler  koyamazlar.Yapılanlar tekrardan ibarettir.Ama şunu söylemek lazım; 'yaş ilerledikçe iş bitmez'. Örneğin Venedikli ressam Tiziano en güzel eserini 90 yaşından sonra vermiştir.Keza Mimar Sinan 90 yaşından sonra çok değerli eserler yapmıştır.Bunlar gibi çok örnekler vardır...

Her yaş dönemi güzeldir aslında.Yeter ki sağlıklı ve doğru yaşayalım.Öğrenmenin yaşı yoktur.Daima öğrenmeye odaklı olalım.Öğrenelim bilgilerimizi toplumla paylaşalım.Daima okuyalım.Gücümüz yettiğince çalışalım.Kendimize , ailemize , vatanımıza faydalı olalım.Bilgi ve öğrenme neredeyse orada olalım. Sağlıkla kalın sevgili okurlarım.

Yorumlar

  1. Annem Nezahat Güventürk de sizin olduğunuz senelerde Sarıkamış'da ilkokul öğretmeniydi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KOVİD-19

CLEOPATRA Tarihi Değiştiren Kadın

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE KİŞİLİK HAKLARI