BİR YORUMA CEVABIMDIR
Sevgili dostlar,
Öncelikle yazılarıma yorumlar yapan değerli okuyucularıma teşekkür ediyorum.İsmi yazılmamış bir yorumda avukatlık stajyerliğim dönemimdeki zorlukların neler olduğunu, bu zorlukları nasıl yendiğimi anlatmam istenilmiş.Ben de hatırladığım kadarını bugün sizlere anlatayım dedim.
İstanbul Hukuk Fakültesinden 1966 yılında mezun oldum. Bizim dönemde her dersten önce yazılı olurduk yazılıyı başarırsak herkesin huzurunda ve dinleyiciler karşısında hocalar tarafından sözlü imtihan olurdık. .Eğer sözlüde başaramazsak maalesef yine yazılıya girer bu yazılıyı da kazandığımızda yine hocalar huzurunda sözlü imtihan yapılırdı.
Hukuk fakültesinin puanları yüksekti fakülteye zor girilirdi.Girdikten sonra da bu tür elemelerden geçilerek zor mezun olunurdu.Hocalarımız çok kıymetli çok bilgili öğretim üyeleriydi bizleri gerçek hukukçu yaptılar ölenlerinin ruhları şadolsun yaşayan hocalarımıza da sağlıklı yaşamlar diliyor onları sevgi saygı ve minnetle anıyorum.
Hukuk fakültesini bitirdikten sonra bazı arkadaşlar avukat olmak için avukatlık stajına başladı bazıları da hakim veya savcı olmak için hakimlik stajına başladılar.
Ben fakülteye' avukat olacağım hakkı adaleti savunacağım hukuk mağdurlarının yanında yeralacağım' düşünce ve fikirleri ile girmiştim.
Nitekim altı ay mahkemede altı ay da bir avukat yanında staj yaptım.
Stajyerlik dönemimde çok mutluydum ve çok idealisttim. Çünkü artık en zor fakülteyi bitirmişim mesleğe adım atıyorum.Yani önce stajımı yapacağım sonra da avukatlık yapacağım, adım adım ilerliyeceğim...
O tarihte birkaç adliye vardı.Ben Sultanahmet adliyesinde savcılık, sulh hukuk , asliye hukuk ,ağır ceza bölümlerinde stajımı yaptım.Savcılık kısmında kitaplar verdiler sakıncalı mı? içerikleri suç oluşturuyor mu? araştırıp onlara rapor verecektim.Sulh ve Asliye Hukuk bölümlerinde duruşmaları sonuna kadar izleyip hakim hangi konuda taraflara hangi soruları soruyor , taraflardan hangi delilleri vermelerini istiyor, konulara göre ilgili kanunun hangi maddesine dayalı kararlar veriyor gibi notlar tutuyordum. Ağır ceza mahkemesinde de yine duruşma bitene kadar stajyerler için varolan o yerde oturup her celseyi sonuna kadar dikkatle izleyip notlar alıyordum.İlgili maddeleri yazıp eve döndüğümde mutlaka o maddelerin içeriklerini öğrenmeye maddelerle ilgilin içtihatlar bulmaya çalışıyordum.
Adliyelerde kalemler çok küçük ve çok kalabalıktı.Stajyerlerin kaleme gelmelerini istemezlerdi.Ama kalemden de bitmiş dosya alıp incelemek uygulamayı daha da iyi öğrenmek istiyordum.Beni içeriye almayan müdür veya çalışanla birbiçimde dostluk kurup içeride oturuyor ve dosyaları tetkik ediyordum.
Adliye stajım bittikten sonra bir avukat yanında da staj yapmam gerekiyordu.Sirkecide Ankara hanında bulunan Avukat Zekai Öktem'in bürosuna girdim. Tesadüfen orada sınıf arkadaşım Neriman'la karşılaştım.Meğer Neriman da buraya staj için gelmiş.Çok sevindik.Aynı salonda herbirimize bir masa verdiler.Zekai beyin korkunç baskıcı bir hanım sekreteri vardı.Sanırsınız oranın yegane avukatı Ayten hanım... Ben stajımı bitirdikten evlendikten ve kendi büromda çalıştığım sırada Zekai Beyin vefat ettiğini duydum ve çok üzüldüm.Allah rahmet etsin.İyi insandı ama işleri çoktu.Biz stajyerleri ile ilgilenemezdi veya öğretmek eğitmek niyeti yoktu.Her hafta kütüphanesinin kitaplarını kataloglattırır tozlarını aldırttırır ve dizdirttirirdi.Rahmetli birgün dahi bizlere meslekle ilgili bir anlatım ve açıklamada bulunmadı.Ancak birgün çok sıkışmış olmalı ki elime bir dosya verdi acilen bugün gideceksin duruşmaya gireceksin dedi.Dosyada dava nedir? Biz hangi tarafın avukatıyız?Dava hangi safhada?Davacı isem nerede davalı isem nerede duracağım vs.tüm soruları yol boyunca kendime sordum.Sarıyer adliyesinde indim.Cüppe nereden alınır dedim tarif ettiler.Cübbeyi giydim.Duruşmaya gireceğim salonu öğrendim.Mesleğime böyle başlıyorum haydi hayırlısı dedim kendikendime..Sıram geldi.Davalı tarafta durmuşum mübaşir' avukat hanım siz davacısınız burada durun' dedi.O celseyi nasıl atlattım Allah bilir.Rahmetliye içimden çok kızdım...
Zekai bey sık sık Ankara'ya giderdi.Birgün o muhteşem sekreteri kendisine pasta almak için aşağıya indi.Ben hemen Zekai beyin odasına girdim.Neriman'a da kapıyı tut dedim.Ve içeriden iki dosya alıp birini Neriman'a verdim birini de ben aldım.Haydi tetkik edelim.Dedim.İlk defa dosya tetkik etmek mutluluğuna erdik.
Sevgili genç arkadaşlarım, hukuk fakültesinde sizlere sadece kapıyı açmanız için anahtar veriliyor.Asıl öğrenme hayata başlayınca oluyor. Yani olayların içine girince şahsi araştırmalarınızla hukuğu öğreniyorsunuz.Hukuk, problemler yumağıdır. O problemlerin çözümü kanun, mevzuat, içtihatlarda ve ilgili ders kitaplarında yeralır. Size gelen olayı hukuksal yönden değerlendirmek sizin işinizdir.Doğru değerlendirmeler sayesinde doğru sonuçlara varabilirsiniz. Aksi halde çıkmazlarda olursunuz...
Eşim Erdoğan Tuncer de avukattır.Kendi büromuzda çok hukuki problemler hallettik avukatlığımız halen sürüyor elli yıl plaketleri de alındı.Büromuz büyüktür kütüphanesiz hiçbir duvarı yoktur.Halen de yeni kitaplar almaya devam ediyoruz. Kitapsız hukukçu olamaz...
Stajım bittikten sonra baroda meslek yemini ettirdiler ve cübbemi giydirdiler ruhsatımı verdiler.İşte gerçek avukat o zaman oldum.
Avukat stajyerlere bazı avukatlar para veriyorlar bazıları da işçi gibi koşturuyorlardı.(Bana para verildi).Şimdi de stajyer avukatların durumları değişmedi.Oysa hakim stajyerlere devlet maaş gibi staj parası ödüyordu.
Para olayı genç avukatları zor durumda bırakan önemli bir husustur.Gençler halen para konusunda feryat ediyorlar.Adliyelerde kendi gayretimizle öğreniyoruz.Avukat yanında da bizlerden bilgi esirgeniyor.Bunun için baroların bilhassa bu konuları ele almaları , genç avukatları zor durumlardan kurtarmaları gerekir.Bu yaşıma kadar büroda yetiştirdiğimiz çocuklara mesleğimizi tektek öğrettim açıklamalarda bulundum onları okumaya sevkettim gereğinde konu ile ilgili tartışmalar yaptım.Eşim de kendi seviyesindeymiş gibi bilgiler akdardı ve onlara çok değer verdi. Seneler geçmesine rağmen şimdi halen bizleri ararlar evlatlarımız gibi severiz stajyerlerimizi .
Tecrübeli avukatlardan ricam; genç stajyerlerden bilgi esirgemesinler.Aksine bilgi ve tecrübelerini onlara aktarsınlar.Bizlerden sonra bayrak onların.Daha ileriye gitmemiz için gençlerimizi eğitelim bilgilendirelim, bilgi kıskançlığı yapmayalım.
Genç meslektaşlarıma hak ve adaletten ayrılmamalarını, karşı avukata veya diger meslektaşlarına karşı saygılı dürüst olmalarını, avukatlık kanununu , meslek kurallarını çok iyi öğrenmelerini öneriyor ; çalışmalarında başarılar diliyorum.
Öncelikle yazılarıma yorumlar yapan değerli okuyucularıma teşekkür ediyorum.İsmi yazılmamış bir yorumda avukatlık stajyerliğim dönemimdeki zorlukların neler olduğunu, bu zorlukları nasıl yendiğimi anlatmam istenilmiş.Ben de hatırladığım kadarını bugün sizlere anlatayım dedim.
İstanbul Hukuk Fakültesinden 1966 yılında mezun oldum. Bizim dönemde her dersten önce yazılı olurduk yazılıyı başarırsak herkesin huzurunda ve dinleyiciler karşısında hocalar tarafından sözlü imtihan olurdık. .Eğer sözlüde başaramazsak maalesef yine yazılıya girer bu yazılıyı da kazandığımızda yine hocalar huzurunda sözlü imtihan yapılırdı.
Hukuk fakültesinin puanları yüksekti fakülteye zor girilirdi.Girdikten sonra da bu tür elemelerden geçilerek zor mezun olunurdu.Hocalarımız çok kıymetli çok bilgili öğretim üyeleriydi bizleri gerçek hukukçu yaptılar ölenlerinin ruhları şadolsun yaşayan hocalarımıza da sağlıklı yaşamlar diliyor onları sevgi saygı ve minnetle anıyorum.
Hukuk fakültesini bitirdikten sonra bazı arkadaşlar avukat olmak için avukatlık stajına başladı bazıları da hakim veya savcı olmak için hakimlik stajına başladılar.
Ben fakülteye' avukat olacağım hakkı adaleti savunacağım hukuk mağdurlarının yanında yeralacağım' düşünce ve fikirleri ile girmiştim.
Nitekim altı ay mahkemede altı ay da bir avukat yanında staj yaptım.
Stajyerlik dönemimde çok mutluydum ve çok idealisttim. Çünkü artık en zor fakülteyi bitirmişim mesleğe adım atıyorum.Yani önce stajımı yapacağım sonra da avukatlık yapacağım, adım adım ilerliyeceğim...
O tarihte birkaç adliye vardı.Ben Sultanahmet adliyesinde savcılık, sulh hukuk , asliye hukuk ,ağır ceza bölümlerinde stajımı yaptım.Savcılık kısmında kitaplar verdiler sakıncalı mı? içerikleri suç oluşturuyor mu? araştırıp onlara rapor verecektim.Sulh ve Asliye Hukuk bölümlerinde duruşmaları sonuna kadar izleyip hakim hangi konuda taraflara hangi soruları soruyor , taraflardan hangi delilleri vermelerini istiyor, konulara göre ilgili kanunun hangi maddesine dayalı kararlar veriyor gibi notlar tutuyordum. Ağır ceza mahkemesinde de yine duruşma bitene kadar stajyerler için varolan o yerde oturup her celseyi sonuna kadar dikkatle izleyip notlar alıyordum.İlgili maddeleri yazıp eve döndüğümde mutlaka o maddelerin içeriklerini öğrenmeye maddelerle ilgilin içtihatlar bulmaya çalışıyordum.
Adliyelerde kalemler çok küçük ve çok kalabalıktı.Stajyerlerin kaleme gelmelerini istemezlerdi.Ama kalemden de bitmiş dosya alıp incelemek uygulamayı daha da iyi öğrenmek istiyordum.Beni içeriye almayan müdür veya çalışanla birbiçimde dostluk kurup içeride oturuyor ve dosyaları tetkik ediyordum.
Adliye stajım bittikten sonra bir avukat yanında da staj yapmam gerekiyordu.Sirkecide Ankara hanında bulunan Avukat Zekai Öktem'in bürosuna girdim. Tesadüfen orada sınıf arkadaşım Neriman'la karşılaştım.Meğer Neriman da buraya staj için gelmiş.Çok sevindik.Aynı salonda herbirimize bir masa verdiler.Zekai beyin korkunç baskıcı bir hanım sekreteri vardı.Sanırsınız oranın yegane avukatı Ayten hanım... Ben stajımı bitirdikten evlendikten ve kendi büromda çalıştığım sırada Zekai Beyin vefat ettiğini duydum ve çok üzüldüm.Allah rahmet etsin.İyi insandı ama işleri çoktu.Biz stajyerleri ile ilgilenemezdi veya öğretmek eğitmek niyeti yoktu.Her hafta kütüphanesinin kitaplarını kataloglattırır tozlarını aldırttırır ve dizdirttirirdi.Rahmetli birgün dahi bizlere meslekle ilgili bir anlatım ve açıklamada bulunmadı.Ancak birgün çok sıkışmış olmalı ki elime bir dosya verdi acilen bugün gideceksin duruşmaya gireceksin dedi.Dosyada dava nedir? Biz hangi tarafın avukatıyız?Dava hangi safhada?Davacı isem nerede davalı isem nerede duracağım vs.tüm soruları yol boyunca kendime sordum.Sarıyer adliyesinde indim.Cüppe nereden alınır dedim tarif ettiler.Cübbeyi giydim.Duruşmaya gireceğim salonu öğrendim.Mesleğime böyle başlıyorum haydi hayırlısı dedim kendikendime..Sıram geldi.Davalı tarafta durmuşum mübaşir' avukat hanım siz davacısınız burada durun' dedi.O celseyi nasıl atlattım Allah bilir.Rahmetliye içimden çok kızdım...
Zekai bey sık sık Ankara'ya giderdi.Birgün o muhteşem sekreteri kendisine pasta almak için aşağıya indi.Ben hemen Zekai beyin odasına girdim.Neriman'a da kapıyı tut dedim.Ve içeriden iki dosya alıp birini Neriman'a verdim birini de ben aldım.Haydi tetkik edelim.Dedim.İlk defa dosya tetkik etmek mutluluğuna erdik.
Sevgili genç arkadaşlarım, hukuk fakültesinde sizlere sadece kapıyı açmanız için anahtar veriliyor.Asıl öğrenme hayata başlayınca oluyor. Yani olayların içine girince şahsi araştırmalarınızla hukuğu öğreniyorsunuz.Hukuk, problemler yumağıdır. O problemlerin çözümü kanun, mevzuat, içtihatlarda ve ilgili ders kitaplarında yeralır. Size gelen olayı hukuksal yönden değerlendirmek sizin işinizdir.Doğru değerlendirmeler sayesinde doğru sonuçlara varabilirsiniz. Aksi halde çıkmazlarda olursunuz...
Eşim Erdoğan Tuncer de avukattır.Kendi büromuzda çok hukuki problemler hallettik avukatlığımız halen sürüyor elli yıl plaketleri de alındı.Büromuz büyüktür kütüphanesiz hiçbir duvarı yoktur.Halen de yeni kitaplar almaya devam ediyoruz. Kitapsız hukukçu olamaz...
Stajım bittikten sonra baroda meslek yemini ettirdiler ve cübbemi giydirdiler ruhsatımı verdiler.İşte gerçek avukat o zaman oldum.
Avukat stajyerlere bazı avukatlar para veriyorlar bazıları da işçi gibi koşturuyorlardı.(Bana para verildi).Şimdi de stajyer avukatların durumları değişmedi.Oysa hakim stajyerlere devlet maaş gibi staj parası ödüyordu.
Para olayı genç avukatları zor durumda bırakan önemli bir husustur.Gençler halen para konusunda feryat ediyorlar.Adliyelerde kendi gayretimizle öğreniyoruz.Avukat yanında da bizlerden bilgi esirgeniyor.Bunun için baroların bilhassa bu konuları ele almaları , genç avukatları zor durumlardan kurtarmaları gerekir.Bu yaşıma kadar büroda yetiştirdiğimiz çocuklara mesleğimizi tektek öğrettim açıklamalarda bulundum onları okumaya sevkettim gereğinde konu ile ilgili tartışmalar yaptım.Eşim de kendi seviyesindeymiş gibi bilgiler akdardı ve onlara çok değer verdi. Seneler geçmesine rağmen şimdi halen bizleri ararlar evlatlarımız gibi severiz stajyerlerimizi .
Tecrübeli avukatlardan ricam; genç stajyerlerden bilgi esirgemesinler.Aksine bilgi ve tecrübelerini onlara aktarsınlar.Bizlerden sonra bayrak onların.Daha ileriye gitmemiz için gençlerimizi eğitelim bilgilendirelim, bilgi kıskançlığı yapmayalım.
Genç meslektaşlarıma hak ve adaletten ayrılmamalarını, karşı avukata veya diger meslektaşlarına karşı saygılı dürüst olmalarını, avukatlık kanununu , meslek kurallarını çok iyi öğrenmelerini öneriyor ; çalışmalarında başarılar diliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder